Animal

an animal
(that) can talk on my demand
hungry
hence (it) loves hunger
still
as (she) receives my anger
utensil
until my mastery goes no longer.

Toz

bilgide arınıp
kusursuz bir sarıda
kendime sarılsam
bir hayvana dönüşüp
köşemde parıldayan toz olsam
kuru
hafif
terli
ölüp de doğmuş
değerli.

Limits

beyond all the dreams
below all the stars
at the edge of the limits
no one knows my scars.

Kum


benim kumsalım
köpüklü denizin yanında değil
yüksek dağın eteğinde

kavrulmazsın
öğlen güneşinde
sarhoş olur, savrulmazsın
ayın
serin
gölgesinde

deniz kabukları kaçar senden
dalgın adım gezinirken
akrepler çıkar gelir
kurak kumun derininden

bin yıl kalır ayak parmaklarının şehvetli izi
bin yıl okur, öğrenirim
izlerinde sakladığın derin gizi

benim kumsalım
sarı değil
biraz siyah
çoğu gri
uzanıp dinlenemezsin,
yağmur döver
rüzgar keser
üzerindedir kör baykuşun
dik gözleri.

Biri

başından beri biri vardı, biri
karanlık sularda yıkanmış
her şeyden evvel
pis biri 
yılanın dili
elmadaki diş izi
günah gibi
ahlaklı biri.

Meyve

Provided from Shirley Buxton's blog.
şehrin köşesinde
güzel bir ağaç var
meyveleri kaldırım taşına düşer
koklar, sesleri dinlerim
ıslak adımlarının
çıplak seslerini dinler gibi.

Umbrella

let's live
on a black beach
just in the shadow of the volcano
watching the toxic rocks
fly and sizzle upon us
as if they are our dark stars
our dome is in my hand
a black, held umbrella
the weak candle in your hand
is our erupted sun.