Bilgi teknolojileri yönetimi her zaman karmaşık ve bu nedenle zorlayıcı bir konu olagelmiştir. Yapılan tasarımın, geliştirilen veya satın alınan sistemlerin düşük maliyetli, uzun ömürlü, esnek, dayanıklı ve sağlam olması; işletmenin ekonomik ve stratejik hedeflerine net biçimde katkı sunması güvence altına alınmalıdır. Bu kıstaslara uygun, doğru kararlar verebilmenin ve gereken başarılı faaliyetleri yürütebilmenin genel geçer bir formülü var mıdır, bilmiyorum. Fakat, bilgisayar sistemleri tarihçesine COBOL programlama dili ekseninde bir göz atarak bazı çıkarımlarda bulunmaya, ez azından bazı geçerli sorular sormaya çalışacağım.
Bilgisayarların ticari olarak yaygınlaşmaya başladığı 1950 yıllarında, henüz toplam 5-6 ana bilgisayar üreticisi vardı. Temel programlama dilleri Assembly ve FORTRAN idi. Bildiğimiz anlamda işletim sistemlerinden bahsetmek mümkün değildi. Veritabanları henüz icat edilmemişti. Compiler ile üst seviye programlama dillerini makine diline tercüme etmek kavramı vardı ama ciddi programcılar compiler yazılımlarına güvenemiyor, makine ile temaslarının kesilmesinden rahatsızlık duyuyorlardı. Orta ölçekli bir kurumsal yazılım sistemi yaklaşık 800,000 USD maliyetle geliştirilebiliyordu. Geliştirilmiş bu yazılımın başka model, marka veya mimarideki bilgisayar sistemine aktarılabilmesi için yaklaşık 600,000 USD daha maliyet gerekiyordu. Bir yandan, kurumsal yazılım sistemlerine olan talep hem ticari işletmeler, hem devlet kurumları tarafından artmaktaydı. Bu talepleri karşılamak için her üretici veya akademik birim kendince bir çözüm sunan programlama dilleri tasarlamaktaydı... Uzun lafın kısası, bilgisayar sistemlerinde hızlı bir kapasite artışı, bunu takip eden kurumsal bilişim sistemi talepleri ve artan karmaşa ortamı Amerika'daki bilgisayar alanında rol alan kanaat önderlerini düzenleme yapmak konusunda tetikledi ve 1959 yılında Burroughs Corporation önderliğinde bir toplantı organize edildi. Toplantıya akademi, devlet kurumları ve özel şirket temsilcileri katıldı. Temsilciler arasında efsanevi Grace Hopper da vardı... Bu toplantıda, (1) bilgisayar programcısı olmayan kişilerin de okuyup anlayabileceği kadar İngilizce'ye benzeyen, (2) farklı marka, model ve mimarideki bilgisayar sistemlerine en az maliyetle taşınabilir nitelikte ve (3) iş dünyasının gereksinim duyduğu muhasebe, stok takibi, kimlik takibi, vergi hesaplama gibi temel işlemlerin kolaylıkla yapılabileceği bir programlama dili geliştirilmesi üzerine uzlaşıldı. Devamında, bu çalışma için bir sponsor arandı ve Amerikan Savunma Bakanlığı, Veri Sistemleri Araştırma Direktörü Charles Phillips sponsor olmayı kabul etti çünkü Savunma Bakanlığı da bahsettiğim bilgi sistemleri karmaşasından muzdaripti: Yaklaşık 200 ana bilgisayar sistemi işletmekteydiler ve bir o kadar sistem için de sipariş verilmiş durumdaydı. Bu bilgisayar sistemleri üzerinde yazılım geliştirmek için 200 milyon USD kadar bütçe ayrılmıştı. Neticede, Committee on Data Systems Languages (CODASYL) teşkil edildi ve çalışmalar başladı. Bir yıl sonunda COBOL programlama dili (Common Business Oriented Language) geliştirilmişti.
Akademik hesaplamalar, yapay zeka çalışmaları veya genel amaçlı yazılım sistemleri için FORTRAN, ALGOL, LISP ve PL/1 gibi diller kullanılıyorken, COBOL temel ticari hesaplamar ve bilgi yönetim sistemlerinin geliştirilmesinde baş rolü üstlenmişti altmışlı yıllarda. Geçen yıllar içerisinde, yapısal programlama, modülerlik, hata yakalama, nesneye yönelik programlama, asenkron mesajlaşma, dinamik veri yönetimi gibi çağın gerektirdiği özellikler 8 farklı sürüm halinde geliştirildi. Son 2 sürüm 2014 ve 2023 yılında duyuruldu. Dil spesifikasyonları 1968 yılından bu yana ANSI, ISO/IEC tarafından standartlaştırılarak kamuoyu ile paylaşılmakta.
Ticari COBOL üreticilerinden Microfocus tarafından desteklenen ve araştırma şirketi Vanson Bourne tarafından 2022 yılında, 47 ülkeden 1100 civarı katılımcıyla yapılan bir çalışmaya göre dünyada canlı bilgisayar sistemlerinde aktif çalışan 775-850 milyar satır arasında COBOL programı var. Bu dramatik bir büyüklük. Ve ilginçtir ki COBOL canlı satır sayısı yıllar içinde azalmıyor, örneğin 1997 yılı Gartner raporuna göre o dönemde 250 milyar satır COBOL canlı kodu olduğu tahmin ediliyormuş. Bugün birçok devlet kurumu, banka, finans şirketi, perakende şirketi, hava yolu ve demiryolu şirketi yoğun biçimde COBOL programlama diliyle geliştirilmiş yazılım sistemleri kullanıyor. Bir tahmine göre dünya bilgi otomasyon sistemlerinin %75 kadarı COBOL ile geliştirilmiş ve çalışmakta. Amsterdam Vrije Üniversitesi bünyesinde, 2023 yılında yayımlanmış bir yüksek lisans tezine göre o dönemde ATM işlemlerinin %95'i, tatil ve seyahat planlarının %96'sı, bireysel kart işlemlerinin %80'i COBOL ile işlendiği raporlanmış. Kısacası, dünya ticaret otomasyonu COBOL ile inşa edilmiş ve işletilmekte.
Bu hikayeyi incelediğimizde çok makul bir manzara görüyoruz: Problem zamanında tespit edilmiş, kolektif bir bilinç ile tasarım ve geliştirme yapılmış, standartlaşma ve mesleki şeffaflık hep sağlanmış, beklenen yaygın kullanım gerçekleşmiş ve sistemler 60 yılı aşkın bir süredir performanslı biçimde çalışmakta.
Buna karşın, COVID-19 salgını esnasında Amerika Birleşik Devletleri, birçok devlet gibi, ekonomiyi halkı destekler nitelikte şekillendirmek adına vergi yükümlülüklerinde bazı değişikliklere gitti. Tabi bu yeni vergi hesaplamalarının IRS tarafından ilgili yazılımlara yansıtılması gerekiyordu ama bu o kadar kolay olamadı çünkü IRS yazılım sistemleri, 60 yıldır çalışan, 50 milyon satırı COBOL, bir kısmı da Assembly programlama dilleriyle geliştirilmiş yapılar ve bu yazılım mirasına pratik biçimde bakım yapabilecek kadroları bulmak veya yetiştirmek her yıl daha zor bir hal alıyor.
Sadece IRS değil, birçok dünya çapındaki şirket ve Amerika'daki birçok köklü devlet kurumu, 50-60 yıldır geliştirilmekte olan ve COBOL dilinin tasarım prensipleri nedeniyle ideal modüler yapıda olmayan yazılım sistemlerini modern programlama dilleriyle yenilemek için uzun zamandır çabalıyor. COBOL'dan ve ilişkili olarak Mainframe bilgisayar sistemlerinden çıkmak konusu başlı başına bir ticari girişim alanı. Donanım ve yazılım üreticileri, danışmanlık firmaları, Yapay Zeka teknolojileri üreten meşhur firmalar yıllardır çözüm bulmak için çabalıyorlar ama global COBOL sistemleri nezdinde akışkan bir başarı hikayesi henüz oluşamadı. Bazen çok üstün(!) bir yapay zeka sistemi sayesinde COBOL'dan Java gibi daha yeni bir programlara diline dayalı uygulama dönüşümünün çok kolaylaştığı türünde sansasyonel haberler ve devamında gelen bazı hisse senedi fiyat oynamaları oluyor ama bunlar da gerçeklikten uzak ve konuya hakim olmayan yatırımcıların sürü etkisi niteliğindeki alım/satım hareketlerinden ibaret. Daha gerçekçi bir analiz için Amerika Birleşik Devleti Government Accountability Office (U.S. GAO) tarafından bu yıl Mart ayında yayımlanmış olan IRS raporunu okumak konuya netlik kazandırıyor. U.S. GAO, raporda IRS bünyesindeki Yapay Zeka Yönetişim yapısı incelemiş, birçok zafiyet tespit etmiş ve Yapay Zeka kullanım alanlarından biri olarak üzerinde çalışılmakta olan Yapay Zeka Destekli Yazılım Yenileme/Modernleştirme çalışmalarının Eylül 2025 tarihinde durdurulduğunu ortaya koymuş. Raporu okumak isteyenler bu adresi takip edebilir. Yani kolay bir çıkış yolu yok.
Asıl soruya dönecek olursak: Neden böyle oldu?
Gayet makul bir gelişimle ve rasyonel kararlarla oluşan COBOL programlama dili ve buna dayalı teknoloji yönetim mekanizması neden kendini psikolojik bir krizde hissediyor? Nerede yanlış yapıldı? Hangi anda bu teknoloji terk edilmeli ve yerine ne konulmalıydı? COBOL bilen kadro kuramamak COBOL programlama diline has bir kabahat mi? Hep COBOL sonrasında geçilmek istenen Java programlama dili yapıları ideal mi?
Soruları uzatmak mümkün tabi ki ama cevaplar kolay verilebilir nitelikte değil.
Son derece net bir problemi, oldukça yapısal, katılımcı ve şeffaf biçimde ele alarak çözen, COBOL'u icat eden, standartlaştıran, zamanla yeni özellikler ekleyen ve neredeyse her sektörde hızla yayılmasını sağlamış olan bir tarihsel sürecin sonunda dahi cevapsız sorularla ve bugüne dair işletim ve yönetim problemleriyle baş başa kalabiliyoruz.
Bir de bugünün yöntemlerine bakalım.
Biliyorsunuz, artık yazılım, bilgi sistemi, bilişim demek Yapay Zeka demek... Peki, Yapay Zeka alanında üretilen yazılım sistemleri, çözümler, hizmet prensipleri ortak bir aklın, şeffaf, standartlaşmış ve öngörülebilir çizgisini izliyor mu? COBOL'u geliştiren CODASYL komitesinin attığı adımlara benzer bir düzenleyici adımlar silsilesi görebiliyor muyuz? Yapay Zeka konusunda her gün konuşulan yapılar, yöntemler, mimariler ANSI, ISO/IEC veya IEEE, W3C, NIST gibi yapılarca standartlaştırılıyor mu? Mesela daha 2024 sonunda ortaya çıkan ve fiili bir endüstri standardı olarak hayat bulan Model Context Protocol (MCP) hangi geçerli konsorsiyum veya kurumlar tarafından standart olarak tanımlandı?
Benim takip ettiğim kadarıyla, Yapay Zeka ve ilişkili yapılar konusunda ne standartlaşma var, ne ortak akıl, ne denetleme, ne de şeffaflık.
Özene bezene, yazılım mühendisliğinin kurucu babaları ve Grace Hopper gibi anası sayılabilecek seçkin ve yetkin kişilerce son derece akılcı yöntemlerle geliştirilmiş COBOL dili ile inşa edilmiş olan operasyonel yazılım sistemleri bile 60 yıl sonra yönetmesi güç birer yük gibi algılanıyorsa, standartlaşma, transparanlık, gözetim, denetim, akademik iştirakten uzak biçimde hayat bulan Yapay Zeka sistemleri ile kurgulanan yazılım yapıları 50 yıl sonra nasıl bir durum yaratacak?
Bırakın 50 yılı, 5 yıl sonrası nasıl olacak?
Akıl yürütebilen var mı?
Varsa yazsın.





