Var-Ol

Picasso Behind a Window, 1952, Robert Doisneau

Bazen okuyup öğrendiğim her şeyi bir kenara bırakıp sadece bulunduğum mekanın şartlarını duyumsamaya ve orada basitçe varolmaya gayret ediyorum.

Bir oda, bir yol, bir lokanta, bir sahil... Mekandaki diğerleri ve ben.

Bu gibi zamanlarda giydirilmiş kılıflardan arınma fırsatı yakalıyorum ve sadece bir insan olarak karşımdakiyle muhatap oluyorum.

Boyum, bakışlarım, sesim, temasım, sözlerim, gücüm, hızım...
Kurumlar, öğretiler ve otoritelerce onanmamış olan her şeyim...
Elimde ne varsa kullanıyorum.
İnsanca ve gerçek.

Mekandaki diğer kişiler ile etkileşimin ötesinde, bir başıma olduğum durumlarda da benzeri samimi deneyimler yaşayabiliyorum: Salonda yatmak, dereyi aşmak, kayalara dokunmak, yolumu bulabilmek, şehrin derinliklerine dalmak gibi yalnızca doğal özelliklerimi kullanarak varlığımın sınırlarını algılıyorum. Bazen sadece düşünüyorum :)

Böyle yapınca şehrin curcunasından kaçış, işe ara verme, tatil yapma gibi gereksinimlerim kalmıyor.

Her yer dinginleşiyor.

2 comments:

Sokratesin Yeğeni said...

Ne mutlu bazen de olsa var olabilene. Mutluluğun biricik ölçütünün para olduğu, AVM'lerin tapınak haline geldiği, insanlığın sanal alemde sosyalleştiği bu devirde herkesin harcı değildir var olabilmek.

Anonymous said...

Var-ol..